14.07.2021 tarihinde resmi gazetede yayınlanan "Hayvan Koruma Kanunu İle Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile kanunda yer alan  "süs" ibaresi kaldırıldı. "Ev hayvanı" tanımına gerçek kişiler yanında tüzel kişilerin sahipliğinde bulunan hayvanlar da dahil edilerek kapsam genişletildi. Bu kapsamda kat mülkiyetine tabi alanlarda “ev hayvanı” beslemek mümkündür. Ancak kat malikinin özellikle dikkat etmesi gereken hususlar vardır. 

Bunlardan bir tanesi 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununun 5/2 maddesinde belirtilmiştir: “Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar.” Maddeden anlaşılacağı üzere hayvan sahibi, söz konusu evcil hayvanın meydana getirdiği çevre kirliliğini ve insanlara verebileceği zarar ve rahatsızlıkları (ısırmak, saldırmak, gürültü vb.) önleyici tüm tedbirleri almalıdır. 

Ancak tüm önleyici tedbirler alınsa dahi, apartmanda hayvan beslenmesinden rahatsız olan komşular olabilir. Kat Mülkiyeti Kanunun 9. Maddesi “Kat mülkiyetine veya kat irtifakına ait kütük kaydında veya kat malikleri arasındaki sözleşmede veya yönetim planında veya bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, kat mülkiyetinden doğan anlaşmazlıklar, Medeni Kanun ve ilgili diğer kanunlar hükümlerine göre karara bağlanır.” şeklindedir. Bu maddeye göre evde hayvan beslenmesinden doğan sorunlar, apartman yönetim planındaki hükümler göz önünde bulundurularak değerlendirilir.

Kat mülkiyetine tabi binanın yönetim planında, bağımsız bölümlerde ev hayvanı beslenmesi yasaklanmış olabilir. Yargıtay HGK,, T.19.02.1982, E.5-780, K.131 sayılı kararında “Bağımsız bölümlerde (kedi, köpek, tavuk gibi) hayvanların beslenmesini açıkça yasaklamış olan yönetim planı hükmüne tüm kat malikleri uymak zorundadır.” demiştir. Bu nedenle, hayvanın tahliyesi için bir dava açıldığında öncelikle kat mülkiyeti yönetim planına bakılmalıdır. Ancak yönetim planında hayvan beslemekle ilgili bir hüküm bulunmaması halinde komşular veya apartman yönetimi yine şikâyette bulunabilir. Yargıtay bu durumu değerlendirirken rahatsızlığın boyutunu belirleyici bir özellik olarak aramaktadır. Öncelikle önleyici tüm önlemler alınmalıdır, hayvanın tahliyesi ise son çare olarak değerlendirilmelidir.

Başka bir anlatımla apartmanlarda hayvan beslemenin şartlarını iki başlık altında inceleyebiliriz.

1. Yönetim planında ev hayvanı beslemekle ilgili yasaklayıcı hüküm bulunması halinde; bağımsız bölümde beslenen ev hayvanı çevresine rahatsızlık vermemiş olsa bile uyuşmazlık halinde mahkemece yönetim planının uygulanması zorunludur. Hayvan sahibinin, kat malikleri kurulunun ev hayvanı beslenmesine izin verdiğine dair belge ibraz etmemesi halinde, ev hayvanı etrafına rahatsızlık vermemiş olsa bile, bağımsız bölümde ev hayvanı beslemesi mümkün değildir.

2. Yönetim planında bu hususta herhangi bir yasaklama olmaması halinde; ev hayvanı beslemenin kriteri diğer kat maliklerine ve/veya kullanıcılarına rahatsızlık verip vermemesidir. Bu durumda ise söz konusu hayvanın yalnızca varlığı şikâyet sebebi kabul edilemez. Hayvanın saldırganlık, çevreyi kirletme, diğer apartman sakinlerine zarar verme gibi ortak yaşamı zedeleyici davranışlarda bulunması, sahibinin ise bu davranışları önleyici tedbirleri almıyor olması gerekmektedir.

Her iki ihtimalde de hayvanın tahliyesi yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşebilecektir. Rahatsızlığı bulunan apartman sakini veya yönetimi, yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine dava açarak hayvanın tahliyesini talep etmelidir.

Şikâyet üzerine gelen görevli polis veya zabıtanın hayvanı tahliye etmek gibi bir yetkisi ise bulunmamaktadır. Kimsenin sahip olduğu hayvan ihtarname ile ya da site veya apartman olağan toplantısında alınan karar ile ya da belediye zabıtasının kararı ile ya da imza toplanarak TAHLİYE EDİLMESİ mümkün değildir. Tahliye edilecek hayvan için muhakkak mahkemeden karar alınması şarttır.