Stresle başa çıkmanın yolu bu besinlerden geçiyor!
Stres yönetimini sağladıktan sonra, ikinci büyük adım soframızda başlıyor. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bitkisel proteinlerin uzun ve sağlıklı yaşamda önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Nature Communications dergisinde geçtiğimiz günlerde yayımlanan geniş çaplı araştırma da bu sonuçları destekler nitelikte. Sidney Üniversitesi’nin 1961-2018 verilerini inceleyerek 101 ülke üzerinde yaptığı araştırmaya göre; nohut, mercimek, bezelye, tofu gibi bitkisel proteinleri daha fazla tüketen toplumlarda, yaşam süresi anlamlı şekilde daha uzun. Bunun nedeni ise bitkisel proteinlerin sadece kas sağlığına değil; kalp, sindirim ve metabolizma sağlığına da katkı sağlaması. Yani tabağınıza ekleyeceğiniz her bir kaşık mercimek, gelecekteki sağlığınıza yapacağınız sürdürülebilir bir yatırım.
Bitkisel proteinlerin kas sağlığına, kalp dostu oluşuna veya sindirim sistemine olan faydalarını biliyoruz. Peki ya stresle mücadelede ve ruh sağlığında oynadığı rol? Özellikle baklagiller, tam tahıllar gibi bitkisel protein kaynakları; sadece protein değil aynı zamanda magnezyum, B vitaminleri, triptofan ve lif açısından da zengin. Bu besin öğeleri, beynin stresle başa çıkma mekanizmalarında ve ruh hali düzenleyici hormonların üretiminde kıymetli rol oynuyor.
Örneğin triptofan, serotonin üretiminin temel yapı taşıdır. Serotonin ise mutluluk ve sakinlik hissiyle doğrudan ilişkilidir. Bitkisel kaynaklardan alınan triptofan, düzenli ve dengeli beslenmeyle birlikte serotonin seviyelerini destekleyerek, depresyon ve anksiyete riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Günümüzde sıklıkla konuşulan magnezyum ise doğal ‘rahatlama minerali’ olarak tanımlanabilir. Stres anında hızla tükenen bu mineral, bitkisel protein kaynaklarında bolca bulunur. Yeterli magnezyum alımı, hem sinir sisteminde hem de uyku kalitesinin artırılmasında önemli rol oynar.
Özetle bitki bazlı beslenme, stresle daha güçlü başa çıkmanı sağlayan doğal bir destektir. Stresli hissettiğiniz günlerde çareyi sadece bir dilim çikolatada değil; belki de bir tabak mercimekte veya bir kase baklagil salatasında aramak, hem bedeninize hem de ruhunuza iyi gelecek sürdürülebilir bir alışkanlık olabilir. Baklagil tükettikten sonra şişkinlik ve gaz problemi yaşayanlar için de filizlendirme yönteminin öneminin bir kez daha altını çizmek istiyorum. Filizlendirme işlemi ile fitik asit ve lektin uzaklaştırıldığı için şişkinlik ve gaz probleminin önüne geçiliyor. Yapılan çalışmalar filizlendirme ile besinlerin vitamin, mineral ve antioksidan kapasitesinin iyileştiğini protein emiliminin arttığını gösteriyor.