Emlak Yöneticim

Kalbin Hakkına Girmek Kul Hakkıdır!

Kalbin Hakkına Girmek Kul Hakkıdır!

Kalp… Et parçası sanılır çoğu zaman. Oysa kalp, Allah’ın nazar ettiği yerdir. Bir insana bakarken önce yüzüne, sözüne, kıyafetine takılırız ama Allah kalbe bakar. Çünkü kalp, O’nun evidir. Sevginin, merhametin, niyetin ve imanın sessizce yaşadığı mekândır.

Kalbi kırmak bu yüzden basit bir hata değildir. Bir sözle, bir bakışla, bir ihmalle incinen kalp sadece bir insanın kalbi değildir; Allah’ın emanetidir. İşte tam da bu yüzden, kalbin hakkına girmek kul hakkıdır. Üstelik çoğu zaman farkına bile varmadan girilen, sessiz ve derin bir kul hakkı…

İnsan birinin malını aldığında bilir suç işlediğini. Ama kalbini aldığında, umudunu çaldığında, güvenini yıktığında çoğu zaman bunu “hayatın gerçeği” diye geçiştirir. Oysa kalbi kırılan insan geceleri Allah’a daha yakın olur. Gözyaşıyla edilen dualar sessizdir ama ağırdır. Ve o dualar, kıran kalpten daha hızlı ulaşır Arş’a.

Kalp kırmak; birini susturmaktır bazen. “Abartıyorsun” demektir. “Geçer” deyip geçmemektir. Kalp kırmak; sevildiğini sanan birine sevgisizliği öğretmektir. Ve belki de en acısı, bunu yapanın hâlâ kendini iyi biri sanmasıdır.

Allah affeder, ama kul hakkı affa kolay gelmez. Çünkü kalp, sahibinin affına bakar. Kırılan kalp onarılmadan, edilen özür samimiyetle söylenmeden, pişmanlık kalbe inmeden kul hakkı yerinde durur. Sessizce. Ağırlık yaparak.

Bu yüzden insanın en büyük imtihanlarından biri kalptir. Kendi kalbini temiz tutmak kadar, başkasının kalbine zarar vermemektir. Sert olmak marifet değildir; merhamet güçtür. Susmak bazen ibadettir. Anlamak, en büyük erdemlerden biridir.

Kalp Allah’ın evidir. O eve hoyratça girilmez. Ayakkabıyla basılmaz. Kırıp dökülmez. Çünkü bir kalbi incitmek, bir duayı incitmektir. Ve bazı dualar, kaderi değiştirir.

Kalp yapmayı bilmeyen, kalp kırmamayı öğrenmelidir. Çünkü dünyada belki unutulur ama ahirette hiçbir kalp gözden kaçmaz.