Emlak Yöneticim

Evlenmenin Hukuki Tanımı ve Niteliği

Evlenmenin Hukuki Tanımı ve Niteliği

Evlenme, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen ve taraflar arasında yalnızca sosyal değil, aynı zamanda geniş kapsamlı hukuki sonuçlar doğuran bir aile hukuku kurumudur. Bu yönüyle evlilik, bireylerin özel hayatına ilişkin bir tercih olmanın ötesinde, hukuki statü doğuran ve kamu düzeniyle yakından ilgili bir işlemdir.

Türk Medeni Kanunu sistematiği içerisinde evlenme, aile hukukunun kurucu unsurlarından biri olarak ele alınmış ve kuruluş şartları, sonuçları ile sona erme halleri ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Nitekim Kanun’un 118. maddesinde nişanlanmanın evlenme vaadi olduğu belirtilmiş olup, evlenme bu vaadin hukuken sonuç doğuracak şekilde gerçekleşmesi anlamına gelmektedir.

Evlenmenin Sözleşme Niteliği ve Hukuki Özellikleri

Evlenmenin hukuki niteliği doktrinde ağırlıklı olarak kendine özgü bir aile hukuku sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte evlilik, klasik anlamda bir borçlar hukuku sözleşmesi gibi tarafların içerik üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabildiği bir ilişki değildir.

Evlilikle birlikte doğan hak ve yükümlülükler büyük ölçüde emredici hukuk kuralları ile belirlenmiştir. Bu nedenle evlenme, taraf iradesine dayansa da içeriği bakımından kanun tarafından şekillendirilen ve sınırlandırılan bir hukuki işlem niteliği taşımaktadır.

Evlenmenin Kuruluşu ve Şekil Şartı

Evlenmenin hukuki sonuç doğurabilmesi, yalnızca tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarına değil, aynı zamanda bu iradenin kanunun öngördüğü şekle uygun olarak açıklanmasına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca evlenme, yetkili evlendirme memuru önünde ve kanunda öngörülen usule uygun şekilde gerçekleştirilen resmi tören ile kurulur.

Bu yönüyle evlenme, şekle bağlı bir hukuki işlem niteliği taşımakta olup, resmi şekle uyulmaksızın kurulan birlikteliklerin hukuken evlilik olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Evlenmenin Doğurduğu Hukuki Sonuçlar

Evliliğin kurulması ile birlikte eşler arasında yalnızca fiili bir birliktelik değil, aynı zamanda hukuki bir birlik meydana gelmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler, evlilik birliğini birlikte yürütmek, sadakat göstermek ve birbirlerine yardımcı olmakla yükümlüdür.

Bunun yanında evlilik, eşler arasında mal rejiminin doğmasına, mirasçılık ilişkilerinin kurulmasına, soybağı ve velayet gibi birçok hukuki sonucun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda evlilik, yalnızca taraflar arasındaki ilişkiyi değil, üçüncü kişilerle olan hukuki ilişkileri de etkileyen kapsamlı bir kurum niteliği taşımaktadır.

Evlenmenin Kamu Düzeni ile İlişkisi

Evlenme, her ne kadar tarafların serbest iradesiyle kurulan bir ilişki olsa da, doğurduğu sonuçlar itibarıyla kamu düzeniyle yakından ilgilidir. Bu nedenle evlenmenin kuruluşu ve geçerliliği sıkı şekil şartlarına ve emredici hukuk kurallarına bağlanmıştır.

Tarafların evlenme iradesi tek başına yeterli olmayıp, bu iradenin kanunun öngördüğü sınırlar içerisinde ve hukuka uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. Bu durum, evliliğin yalnızca bireysel bir ilişki değil, aynı zamanda toplumsal bir kurum olarak da değerlendirildiğini göstermektedir.

Evlenmenin Şartları ve Hukuki Sınırları

Evlenmenin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için yalnızca resmi şekle uyulması yeterli olmayıp, aynı zamanda tarafların evlenme ehliyetine sahip olmaları ve aralarında evlenmeye engel bir halin bulunmaması gerekmektedir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 124 ve devamı maddelerinde evlenme yaşı ve evlenme ehliyetine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Bu çerçevede evlenme ehliyeti, evlenme engelleri ve evliliğin geçerliliğine ilişkin şartlar uygulamada en sık uyuşmazlığa konu olan başlıklar arasında yer almakta olup, ayrı başlıklar altında ayrıntılı şekilde incelenmesi gereken konular arasındadır. İlgili yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Sonuç Olarak;

Evlenme, Türk hukukunda yalnızca sosyal bir birliktelik değil, hukuki statü doğuran ve taraflar arasında emredici kurallar çerçevesinde hak ve yükümlülükler meydana getiren bir kurumdur. Evlilik birliğinin kurulmasıyla birlikte tarafların hukuki durumunda önemli değişiklikler meydana gelmekte ve bu durum yalnızca eşler arasındaki ilişkiyi değil, üçüncü kişilerle olan hukuki ilişkileri de etkilemektedir.

Bu yazı ile evlenme kurumunun genel hukuki çerçevesi ortaya konulmuş olup, özellikle evlenme ehliyeti, evlenme engelleri ve evliliğin geçerliliğine ilişkin şartlar uygulamada en sık uyuşmazlığa konu olan başlıklar arasında yer almaktadır. Bu konular, serinin devam eden yazılarında ayrı başlıklar altında ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Evliliğe ilişkin hukuki uyuşmazlıklarda somut olayın özellikleri farklı sonuçlar doğurabileceğinden profesyonel hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşımaktadır.