Resmi Nikah Olmadan İmam Nikahı Kıyılabilir mi?
İmam Nikâhı Kavramı ve Hukuki Çerçeve
Uygulamada “imam nikâhı (dini nikah)” olarak ifade edilen birliktelik, tarafların dini inançları doğrultusunda gerçekleştirdikleri ve çoğu zaman resmi nikâh öncesinde veya yerine yapılan bir merasim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür birliktelikler toplumsal açıdan evlilik olarak kabul edilmekte ve taraflar arasında fiili bir birliktelik kurulmaktadır. Bununla birlikte Türk hukukunda evliliğin geçerli bir şekilde kurulabilmesi, yalnızca tarafların irade açıklamalarına bırakılmamış; belirli şekil şartlarına ve kamu düzenine ilişkin kurallara bağlanmıştır.
Bu nedenle imam nikâhının hukuki niteliğinin doğru şekilde tespit edilebilmesi için evlenmenin kuruluşuna ilişkin yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Türk Hukukunda Evliliğin Kuruluşu ve Şekle Bağlılık İlkesi
Türk hukuunda evlenmenin geçerli bir şekilde kurulabilmesi, kanunda öngörülen resmi şekil şartına bağlıdır. Bu kapsamda Türk Medeni Kanunu'nun evlenmenin kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar 134 ve devamı maddelerde düzenlenmiş olup, evlenmenin evlendirme memuru önünde yapılması gerektiği ayrıca hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm, evliliğin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için resmi nikâhın zorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre evlilik, yalnızca tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulan bir ilişki değil; aynı zamanda kanunun öngördüğü şekil şartına bağlı bir hukuki işlemdir.
Şekle bağlılık ilkesi gereği, kanunun öngördüğü usule uyulmaksızın gerçekleştirilen birlikteliklerin hukuken evlilik olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu durum, evliliğin yalnızca bireysel bir ilişki değil, aynı zamanda kamu düzenini ilgilendiren bir kurum olduğunu da göstermektedir.
Dini Nikâhın Hukuki Konumu
Türk Medeni Kanunu’nun 143. maddesinde:
“Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz.
Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir.”
hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenleme, dini nikâhın hukuk düzeni içerisindeki yerini açık ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Buna göre dini nikâh, evliliğin kurulmasını sağlayan bir işlem değil; ancak resmi nikâhın ardından gerçekleştirilebilecek tamamlayıcı nitelikte bir merasimdir.
Dolayısıyla kanun koyucu, evliliğin kurulmasını yalnızca resmi nikâha bağlamış; dini nikâhı ise hukuki sonuç doğuran bir işlem olarak değil, sosyal ve inanç temelli bir uygulama olarak konumlandırmıştır.
İmam Nikâhının Hukuki Niteliği
Türk Medeni Kanunu’nun 142 ve 143. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, imam nikâhının tek başına hukuken geçerli bir evlilik ilişkisi doğurmadığı açıktır. Bu kapsamda imam nikâhı ile kurulan birliktelik, hukuk düzeni bakımından evlilik olarak nitelendirilmez. Taraflar bu tür bir birliktelik içerisinde fiilen birlikte yaşamış olsalar dahi, hukuken evli sayılmazlar ve evliliğe bağlanan sonuçlardan yararlanamazlar. Bu yönüyle imam nikâhı, hukuki bir işlem olarak değil; dini ve toplumsal nitelikte bir merasim olarak kabul edilmelidir.
Resmi Nikâh Olmadan Dini Nikâh Yapılması ve Cezai Boyut
Resmi nikâh olmaksızın dini nikâh yapılmasının cezai boyutu, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesinin 5. ve 6. fıkralarında, resmi nikâh yapılmadan dini nikâh kıyılması yaptırıma bağlanmıştı. Ancak bu hükümler, Anayasa Mahkemesi’nin 27.05.2015 tarihli kararı ile iptal edilmiştir. Bu iptal kararı sonrasında yalnızca dini nikâh yapılması, tek başına suç olmaktan çıkarılmıştır.
Bununla birlikte bu durum, resmi nikâh olmaksızın kurulan birlikteliklerin tamamen hukuki ve cezai sonuçlardan bağımsız olduğu anlamına gelmemektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesinin 2. fıkrasında ''Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.'' denmek suretiyle yükümlülüklerin ihlali, özellikle aile bireylerine karşı bakım ve gözetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda ceza hukuku bakımından sorumluluk doğurabileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle resmi nikâh bulunmayan birlikteliklerde dahi, somut olayın özelliklerine göre ceza hukuku bakımından değerlendirme yapılması mümkündür.
İmam Nikâhının Hukuki Sonuçları ve Hak Kayıpları
İmam nikâhı ile kurulan birlikteliklerde taraflar hukuken evli sayılmadığından, evliliğe bağlı birçok hak ve korumadan yararlanamazlar. Bu durum özellikle mal rejimi, mirasçılık, nafaka ve eş sıfatına bağlı diğer haklar bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu tür birlikteliklerde tarafların hukuki statüsünün belirsizliği, uygulamada ciddi uyuşmazlıklara ve hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle imam nikâhının hukuki sonuçları ayrı bir inceleme konusu yapılmalıdır.
İmam nikâhı ile kurulan birlikteliklerin doğurduğu hukuki sonuçlar ve tarafların sahip olabileceği haklar, “İmam Nikâhının Hukuki Sonuçları” başlıklı yazımızda ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.
Sonuç Olarak;
Türk hukukunda evliliğin geçerli bir şekilde kurulabilmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca resmi nikâh yapılmasına bağlıdır. 143. madde gereğince dini nikâh ancak resmi nikâhtan sonra gerçekleştirilebilir. Bu nedenle resmi nikâh olmaksızın yapılan imam nikâhı, hukuken geçerli bir evlilik olarak kabul edilmez ve taraflara evlilik statüsü kazandırmaz.
Resmi nikâh olmaksızın kurulan birlikteliklerde tarafların hukuki korumadan yoksun kalabileceği ve özellikle mal rejimi, miras ve eş sıfatına bağlı haklar bakımından ciddi hak kayıplarının ortaya çıkabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğabileceğinden profesyonel hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşımaktadır